7 Kasım 2012 Çarşamba

Bennu Yıldırımlar Sevişme


2-KİŞİLER VE KİŞİLEŞTİRME:
A-  KİŞİLER:  karnaval romanının başkişileri Zekayi ve Resmidir. Ancak romanda şahıs kadrosu oldukça kalabalıktır.
1-Resmi: babası çok küçükken vefat etmiştir. Babasından kalan miras abisi tarafından tüketilmiştir. En sonunda abisi rakının etkisiyle çıldırmıştır. Resmi küçük yaşta annesiyle beraber kalmıştır. Resmi henüz yirmi yaşındayken annesi de Resmi’yi bırakıp gitmiştir. Annesinin bu ölümü Resmiyi daha 20 yaşındayken annesiz bırakmıştır.
Resmi akılca üstün bir çocuktu. Rumca öğrendiği gibi, kendi komşuları olan ve tıp fakültesine devam eden bir efendinin evlerine annesiyle oturmaya gittiklerinde diğer oda da çalışan efendinin yanına gider ve o ezbere çalıştıkça Resmi de onu dinledi. Böylece kulaklarını Fransızcaya çok alıştırmıştı.
Resmi bir şeyi bir kere işitimi bir daha unutmayan kişilerdendi.  Bu yüzden ‘’tıflı âli’’ (üstün çocuk) unvanını almıştı. Romanda bu olay şöyle anlatılır.
Bu çocukta öyle bir zekâ var ki, eğer ismi Victor Hugo olsa ve Fransa’da eğitim görseydi on üç yaşındayken ortaya koyacağı eser elbette Victor Hugo’dan daha iyi olarak ‘’ tıflı âlî’’ (üstün çocuk) unvanını buna verirlerdi. Gel gelelim Resmi İstanbul’da doğmuştur.
Resmi aynı zamanda becerikli bir kişidir. Önce kuş kafesleri yapmaktan başlayarak türlü türlü oymalı çekmeceler yapmaya kadar marangozluğunu ilerletmiştir.
Romanın konusunun geçtiği zamanda Resmi yirmi yedi yaşlarında orta boylu, soluk renkli bir kişi olarak tanıtılmıştır.
Sevdikleri: Resmi romanda insanlarla çabuk iletişim kurabilen biri olarak tanıtılmıştır. Bu yönüyle Arslangözyan ailesi ve Bahtiyar Paşa ailesinde çok sevilen bir kişidir. Bu ailelerle uzun muhabbetler yapmıştır.
2-Zekayi: Romandaki ‘’alafranga’’ karakterdir. Uzleti Efendi adında bir babası vardır. Büyük bir konakta yaşarlar. Zekayi ismin anlamına yakışan derecede zekaca üst seviyededir. Baba evinde iyi bir eğitim ve terbiye almıştır. Babası çocuğun terbiye eğitimine o kadar önem vermiştir ki, yirmi beş yaşına kadar çocuğu kapıdan dahi çıkarmamıştır. Kapıdan dahi çıkarmaz dememizdeki amaç Zekayi’nin bazı kötü mekanlara gitmemiştir.
Zekayi hiç okula gitmemiştir. Çünkü babası öğretmenleri kendi evine getirmiştir. Zekayi böylece diğer insanlardan ayrı tutulmuş olarak yaşayıp büyümüştür. Zekayi yaradılışından kibirli biridir. Kendi akranlarından hiç birisine selam dahi vermezdi.
Romanın geçtiği zamanlarda Zekayi yirmi beş yaşların da uzun boylu, yakışıklı ve kibar bir genç olarak tanıtılmıştır.
3- Uzlefi Efendi: Zekayi’nin babasıdır. Romanda bize şöyle tanıtılır. Kendisini tanıyanlar arasında pek mühim adamsa da bu şöhreti herkes tarafından bilinen, pek yaygın bir şöhret değildir. Kendisi altmışına el atmış, vücutça zayıf, sağlıkça sorunlu bir adam olduğundan hemen hemen konağın dışına hiç çıkmaz. Ne pek sıcak ne pek soğuk ola. Ne yakınlarda yağmur yağarak yerle yaş ve rutubetli ne de pek çoktan beri kuraklık hüküm sürerek ortalık toz ve toprak ola.
Konağın içinde gayet mükemmel bir bahçesi olduğu halde bahçeye çıkmak için bile mevcut olan tıbbi durumu ayda yılda bir kere bahçeye çıkmasına engel olur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Feda Sohbet 2013