7 Kasım 2012 Çarşamba

Edinle Chat


Arslangözyan Ailesi
4- Hamparson Arslangözyan Ağa: Hamparson Ağa Beyoğlu’nda bir evi olan, kilise yöneticiliği yapan zengin bir ermenidir.
Hamparson Ağa gençlik devirlerini, İstanbul’da Beyoğlu, Adalar, Ayastefonos, Kadıköyü, Büyük dere eğlencelerinde ve Avrupa’da Paris, Viyana ve Petersburg’un en gözde, en meşhur salonlarında geçirmiş biridir. Zengin bir baba ve ondan daha zengin bir haladan kendisine geçen bitmez tükenmez serveti buralarda harcamıştır.
Hamparson Ağa romanda kırk yedi yaşlarında, başındaki saçları hemen hemen hiç kalmamış, bıyığındaki beyazlar siyahlara oranla daha fazla biri olarak tanıtılmıştır.
Hamparson Ağa bu yaşına rağmen kendisinden bir hayli küçük bir hanımla evlilik yapmıştır.
5-Madam Hamparson Arslangöz: Madam Hamparson boyca uzun, vücutça güzel bir kadın olarak tanıtılmıştır.
Romanda okuyucuya şöyle tanıtılmıştır:
Boyca boy, vücutça vücut, endamca endam bir kadında ne kadar mükemmellik hayal edilirse edilsin, o kadın yine de Madam Arslangözyan’ın topuğuna bile erişmiş sayılamaz.
Sürekli denilebilecek bir şekilde yarı dekolte elbise giymekte olup, gerçekten o kadar beyaz göğüs, o kadar güzel ense, o derecelerde latif bir gerdan bulunurda, o kadın yakası kulaklarına çıkan bir elbise giyerse en güzel tabiat vergisini cimriler gibi saklamış olur. Halbuki Madam Hamparson bu güzelliklerini gizlemek için yine tabiat vergisi yaradılıştan olmak üzere o kadar gür, güzel ve kumral bir saça sahiptir ki, onları bir özel hünerle tarayıp da omuzları üzerine döktüğü zaman genellikle Rus kadınlarda görüldüğü üzere tüyü dışarıya çevirmiş bir somur kürk giymiş zannedilir.
Ya o çehredeki uyum! O güzellik! O şirinlik!
Kaşlar gayet uzun kolların bir diğerine girmiş, dolaşmış bulunmasından şekillenmiş bir çift kıvırcık koş! Gözler, gayet iri ve ela gözler olup, etrafındaki kirpikler gözlerin güzelliğini adeta gizlerler. Doğrusu şudur ki, bu kirpiklerin duruşu öyle grip şekildedir ki kadın gözlerini açıp da insanın yüzüne pek dikkatli baktığı zaman bile güya bakmıyor, belki göz süzüyor zannedilir.
Romanın genelinde Madam Hamparson gayet güzel, kibar ve alımlı bir kadın olarak tanıtılmış. Kocası Hamparson Ağa ile yaş farkından dolayı sorun yaşamamıştır ama bu yaş farkı onun kalbini Resmi’ye teslim etmesine sebep olmuştur.
Romanın ilerleyen bölümlerinde Madam Hamparson adeta Resmi’nin metresi durumuna girmiştir. Çoğu kez Resmi’yi eve davet edip yatağına almıştır. Gene böyle bir zamanda Hamparson Ağa, Resmi ve Madam Hamparson’ı yakalamış fakat Resmi kaçarak kurtulmuştur. Madam Hamparson ise konaktan kovulmuştur.
Romanın son bölümünde ise Madam Hamparson yoksulluk içinde kalmış ve güzelliği gün geçtikçe kaybolmuştur. Denilebilir ki Madam Hamparson bam başka bir hale gelmiştir. Yoksulluk içinde kalan Madam Hamparson Madam Küpeliyan ile birlikte yaşamaya başlamıştır.
6- Madam Küpeliyan: Madam Küpeliyan Madam Hamparson’un sıkı dostu ve konağın üyelerindendir. Madam Hamparson konaktan kovulunca ona yardım etmiş ve onu kendi evine getirmiştir.
7- Mariyanko: Arslangözyan konağının hizmetçisidir. Ecnebi bir kadın olan Marianko kötü karakter rolündedir. Resmi ve Madam Hamparson’u evde buluşturmuş sonra bütün bu olayı Hamparson Ağa’ya bildirmiştir.
8-Nikolaki: Mariyanko’nun sevgilisidir. Fakir bir genç olduğu için Mariyanko ile evlenememektedir. Namuslu bir kişiliği vardır.
Cezayirli Bahtiyar Paşa Ailesi
9- Cezayirli Bahtiyar Paşa: Cezayirli Bahtiyar Paşa Cezayir Dayızadelerindendir. Urban’ın Fransızlara karşı bir isyanında kendiside taraftar olduğundan Cezayir sınırlarının dışına çıkarılmış ve böylelikle İstanbul’a gelmiştir. Ancak mallarına saldırılmamış ve çiftliklerine el uzatılmıştır. Bu sebeple bir hayli zengin bir paşadır.
Bahtiyar Paşa kırk beş yaşlarında bir kişidir. Fakat Homparsan Ağa gibi yaşlı biri değildir. Saçları fırça gibidir. Bıyıklarında tek bir beyazlık yoktur.
10- Şehnaz: Şehnaz Bahtiyar Paşa’nın kızıdır. Doğuştan kibirli olan bu kız Zekayi ile evlenmiştir. Ancak bu evlilik kısa sürmüş Zekayi’nin servetini bitirmesi ile bu evlilik bitmiştir.
11- Konşuş: Bahtiyar Paşa konağında daire müdürü sıfatıyla tanıtılır romanda. Bir İngiliz olup hal ve şanı büyük bir şirketin yöneticiliğine layıktır.
12- Sarafin: Sarafin bir cokeydir. Binicilikte şöhret yapmış biridir.
13-Victor Hagve: Bahtiyar Paşa’nın yemek, içmek, giyim işleriyle uğraşır.
14-Madema Mirsak: Şehnaz Hanımefendi’nin hizmetinde mürebbiye ve öğretmenlik sıfatıyla görevlendirmiştir. Madame Mirsak kültürlü bir kadındır. Fransız edebiyatçılarının bütün eserlerini ezbere bilmektedir. Madame Mirsak otuz yedi, otuz sekiz yaşlarında, vücutça alımlı bir kadındır.
15-Madame Gabot: Şehnaz Hanımefendi’nin müzik ve dans öğretmenidir. Bu kadın kırkını bir hayli aşmış ellisine el uzatmıştır.
16-Sofi: Şehnaz Hanım’ın oda hizmetçisidir. Bir Fransız olup on dokuz, yirmi yaşlarında bir kızdır. Çehrece güzel olup kendi etkisini meydana koymak için süse ihtiyacı yoktur. Kendi güzelliğinin farkında değildir.
17-Hasna: Hasna romanın başında Resmi’nin ailesinin beslemesi olarak tanıtılmıştır. Önce babasını sonra ise annesini kaybeden Resmi Hasna’yı Cezayirli Bahtiyar Paşa ailesine vermiştir. Hasna önceleri gitmek istemediyse de Resmi’nin ısrarları sayesinde bu konağa Şehnaz Hanımefendi’nin arkadaşı olarak gitmiştir.
Romanda Hasna bir hayli güzel bir kadın olarak tanıtılmıştır. Ağır başlı ve melek yaradılışlı bir kızdır. Bir anlamda Şehnaz’a arkadaş değil rakiptir. Onun bu güzelliği Şehnaz’ın kıskanmaların neden olmuştur.
Romanın son bölümünde ise Hasna, Resmi’yi kendi evlerinde bakmıştır. Çünkü Resmi Hamparson Ağa’dan kaçarken düşmüş ve yaralanmıştır. Hasna artık Resmi’ye Resmiciğim demektedir. Sütanne bunu Resmi’ye anlatmış ve Hasna seni seviyor demiştir.
Diğer kişiler
18- Süt Valide: Romanda Resmi’nin süt validesi olarak tanıtılmıştır. Resmi yaralandığı zaman Hasna ile birlikte ona bakmıştır.
19- Benli Helena: Benli Helen aslen bir Fransız olup Zekayi’nin metresi olmuştur. Düşük bir ahlaka sahip olan bu kadın Zekayi’den türlü hediyeler ve para sızdırmıştır. Zekayi ile Fransa’ya gidip oranda Zekayi’yi terk etmiştir.
20- Nizami: Hükümet dairelerinin birisinde sandık emaneti hizmetinde bulunur ve evli olup üç çocuk babasıdır. Nizami Helena’ya âşıktır.  Bir zamanlar Helena’yı kendisine metres yaptıysa da Zekayi’nin ekonomik gücü yüzünden geri planda kalmış bir karakterdir.
Romanın sonunda Nizami kendini içkiye vermiş ve Helena’yı bir türlü unutamamıştır. İçki yüzünden önce çıldırmış sonra intihar etmiştir.
B-KİŞİLEŞTİRME:
Hüseyin Rahmi’nin romanlarında olduğu gibi Ahmet Mithat Efendi’nin romanlarında da kişilerin çoğu, kendi özelliklerini yansıtan isimler taşırlar.
Ahmet Mithat Karnaval romanında da roman kahramanlarının bazılarına anlamlı isimler vermiştir. Bunlardan bir kısmı kişilerin özelliklerini yansıtır.
Örneğin; Karnaval romanında Zekayi zekaca ileri biri olarak tanıtılmıştır. ‘’ Zekaca ileri bir gençti’’ denilmiştir.
Arslangözyan ailesi de önce ismiyle dikkat çeker. Bir Ermeni olan Hamparson Ağa ve onun Fransız eşi alafrangalığı temsil eder. Yaşayış, giyiniş ve tavırları bakımından alafranga bir ailedir.
Roman kişileri çoğu zaman zıt karakterler üzerine kuruludur. Resmi ile Zekayi, Hasna ile Şehnaz, Hamparson Ağa ile Bahtiyar Paşa. Bu karakterler kişilikleri ile bir uyum yaratır.

3-ZAMAN:
Karnaval’da ferdi bir zaman, kişilerin hikâyeleri ve maceraları ele alınmıştır. Zekayi’nin ve diğer alafranga ailelerin durumu değişkenlik göstermektedir.
Romanda Arslangözyan ve Cezayirli Bahtiyar Paşa familyaları ayrıntılı bir şekilde tanıtılır. Olaylar kronolojik bir sırayla verilmiştir. Eserin bazı bölümlerinde geriye dönüş vardır.
Romanın sonunda Resmi ile Hasna evlenir. Zekayi ile evlenen Şehnaz ise boşanır. Ahmet Mithat alafranga tipi kötü duruma düşürürken Osmanlı aydın tipini ise yüceltmiştir.
4-MEKÂN:
Roman Beyoğlu ve çevresinde geçmektedir. Karnaval’da o döneme özgü konak yaşamı pek ihtişamlı bir şekilde sunulur okura. Konaklar ailelerin ekonomik durumunu yansıtır.
Arslangözyan konağındaki ihtişam ayrıntılı bir tasvir niteliği taşımaz. Konağın bahçesindeki çiçekler canlı bir tasvirdir.
Romanın son bölümünde Resmi’nin kaldığı ev ve Madam Hamparson’un kaldığı ev hafızalarda yer tutar. Madam Hamparson parasızlığın verdiği sıkıntı ile birlikte küçük bir evde yaşamını sürdürmek zorunda kalır. Resmi ise Hasna’nın süt validesinin evindeki küçük bir odada iyileşmeyi bekler. Bu küçük odada Hasna’nın varlığı ile sıcak ve güzel bir odaya dönüşür.
5-DİL VE ÜSLUP:
Eserde karşılıklı konuşmalar uzun ve canlıdır. Ahmet Mithat geleneğini yansıtan bu romanda okuyucuya bilgi verme ve durumu önceden haber verme özellikleri vardır ayrıca olayı yarıda kesip okuyucuya bilgi verme romanın ayrı bir özelliğidir.
Ahmet Mithat insanı sosyal ilişkiler bakımından ele alır. Bu tiplerin konuşmaları tipler hakkında bilgi verir. Yazarın bu amaçla maksadı tipleri okuyucuya tanıtmaktır.
Resmi az konuşan ve yerinde konuşan birisidir. Zekayi ise Fransızca konuşmaktan zevk alan birisidir.
Ahmet Mithat’ın üslubunda ironilerde önemli yer tutar özellikle tiplerin tanıtımında ironi sık sık kullanılır.
Görüldüğü üzere Ahmet Mithat’ın dili ve üslubu kendine özgüdür. Roman tekniği bakımından çağdaşı olan yazarlardan ayrıdır. Onun bu dil ve üslubuna yakın eserleri Hüseyin Rahmi Gürpınar verecektir.
Önceki
Sonraki

Leave a Reply

 
 
 
Copyright © 2009 edebiyat kaynak portal. > Reklam için iletişim bilgileri: edebiyat01@hotmail.com, 05462354816

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Feda Sohbet 2013