18 Lik Kızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Lik Kızlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Kasım 2012 Cumartesi

Kadınlara Meme Kanseri


Anadolu Sağlık Merkezi, Gebze-Dilovası’nda gerçekleştirdiği etkinlikte kadınları meme sağlığı ile ilgili bilgilendirdi. Meme kanserinde farkındalık yaratma amacıyla düzenlenen toplantıda, AnadoluSağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz, erken teşhis için kendi kendine meme muayenesinin önemine dikkat çekerek, katılımcılara elle muayene eğitimi verdi.
Anadolu Sağlık Merkezi, içinde bulunduğumuz “Meme Kanseri Farkındalık Yaratma” ayında meme kanserine dikkat çekmek için bir dizi etkinlik düzenliyor. İlkiDilovası’nda gerçekleşen etkinlikte kadınlara meme sağlığı ve meme kanseri ile ilgili eğitim verildi.
Toplantıda eğitim veren Anadolu Sağlık Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz, memenin; yağ dokusu, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluştuğunu belirterek, bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, kontrol dışı olarak çoğalmalarına meme kanseri denildiğini ifade etti.
Meme kanserinin uyarıcı belirtilerini; kitle, anormal büyüme, bir memede sarkma, meme cildinde buruşukluk, meme ucunda çökme, meme ucunda kanlı akıntı, cilt renginde değişiklik, lenf bezlerinde büyüme, kolda anormal şişme, meme ucunda ya da derisinde kaşıntı, pullanma, kızarıklık olarak ifade eden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Zeynep Yılmaz, risk faktörlerini ise şöyle sıraladı:
Eğer bir kadının birinci dereceden bir akrabasında meme kanseri varsa riski 2 kat artar.
İlk adet yaşının 11′den küçük olması, menopoz yaşının 55′den büyük olması, ilk doğumun 40 yaş üstünde yapılması ve emzirme süresi 2 yıldan az olması gibi hormonal etkiler de risk faktörünü artırır.
Fazla kilo, yaş, yüksek dozda radyasyona maruz kalma, 8-10 yıldan fazla süreli hormon tedavisi ve geçirilmiş selim meme hastalıkları.
Meme kanserinin erken tanısı için neler yapılabilir?
Meme kanserinin erken tanı konulduğu zaman en kolay iyileşen ve tedavi edilen (%100) kanser türü olduğunun altını çizen Op. Dr. Zeynep Yılmaz, erken tanı için yaş aralıklarına göre takip edilmesi gereken planı da paylaştı.
20-39 yaş arası:
Aylık meme muayenesi ( Kendi Kendine Meme Muayenesi )
Her üç yılda bir meme muayenesi ( Eğitimli Sağlık Personeli tarafından yapılmalı )
40-49 yaş arası:
Aylık meme muayenesi (Kendi Kendine Meme Muayenesi )
Yıllık meme muayenesi ( Eğitimli Sağlık Personeli tarafından yapılmalı )
40 yaşından başlayarak iki ya da her yıl bir kez mamografi
50 yaş üzeri:
Aylık meme muayenesi (Kendi Kendine Meme Muayenesi )
Yıllık meme muayenesi ( Eğitimli Sağlık Personeli tarafından yapılmalı )
Her yıl bir kez mamografi
SAĞLIĞINIZ PARMAĞINIZIN UCUNDA
Kendi kendine meme muayenesinin; menstruasyon gören (20 yaş üzeri) kadınlarda aylık olarak memelerin yumuşak hissedildiği menstrüasyonun başlangıcından sonraki 5-7 günde, menstruasyonu olmayan kadınlarda (gebelik, laktasyon, menapoz gibi) ise her ayın belirli bir gününde yapılmasını öneren Op. Dr. Zeynep Yılmaz, “eğer elinize kitle geldiyse de hemen korkmayın, iyi huylu olma ihtimalinin yüzde 90′lar üzerinde olduğunu bilin” uyarısını yapıyor.
Kadınların kendi vücudunun sorumluluğunu alması, kendi meme yapısını tanıması ve çeşitli değişiklikleri fark edebilmesi için kendi kendine meme muayenesinin önemine dikkat çeken Op. Dr. Zeynep Yılmaz, “Kendi kendine muayene yapan kadın oranı oldukça düşüktür. Oysaki kolaydır, herkes tarafından uygulanabilir, maliyeti yoktur, herhangi bir malzeme ya da bir sağlık kuruluşuna gitmeyi gerektirmez” diyor.
Eğitimler sürecek
Anadolu Sağlık Merkezi’nin meme kanserine dikkat çekmek için bir düzenlediği eğitimler devam edecek.
Meme kanseri ile ilgili rakamlar
Dünyada her yıl yaklaşık 10 milyon yeni kanser olgusu ortaya çıkıyor. Dünyadaki ölümlerin yaklaşık yüzde 12′sinin nedeni kanser. Kanserden yıllık ölüm sayısı 6 milyon civarı. Üstelik bu sayının 20 yıl içinde 10 milyonu bulması bekleniyor.
Günümüzde ABD’de 7 kadından Avrupa’da ise 10 kadından biri meme kanserine yakalanıyor. Her 11 dakikada 1 kadın meme kanseri nedeniyle hayatını kaybediyor. Her 3 dakikada bir kadına yeni meme kanseri tanısı konuyor.
Türkiye’de ise her yıl 30 bin kadına meme kanseri tanısı konuyor. Türkiye’deki bütün kadın kanserlerinin yüzde 32.8′ini meme kanseri oluşturuyo

12 Yaş Sohbet


SOHBET NEDİR ? NE İÇİN KULLANILIR ?


Sohbet kelimesinin lügat karşılığı, karşılıklı konuşmaktır. Fakat bu kelime, fiilî konuşmanın ötesinde bir manaya sahiptir. Sohbet, bir olmak, beraber olmaktır. Arkadaş, dost olmaktır. İrşad etmek, nasihat etmektir. Yani sohbet, ayrıca kalbin bir fiilidir ve kalpten kalbe irtibatı da sağlar. Şüphesiz böyle bir irtibat, sağlıklı sonuç verirse anlamlıdır. Bunun için de sohbetin uyulması gereken bir adabı, kuralları var. Hem sohbet edenler, hem dinleyenler için. Sohbet için bir araya gelen topluluk, rastgele toplanmış, şuursuz, gayesiz, sıradan bir topluluk değildir. Aksine duygu ve düşünce birliği taşıyan, birbirlerinin sevinç ve kederlerine ortak olan, gözünü Allah rızasına dikmiş, yüce hedefli bir topluluktur. Bu topluluğun sohbeti, dostluğu, “kişi sevdiğiyle beraberdir” (Buharî) hadis-i şerifinin sırrınca, öldükten sonra berzah aleminde ve cennette de devam eder. Sohbetle sahabi oldular Kur'an-ı Kerim'de, Allah Rasulü s.a.v.'in cemaatine, bir gaye etrafında toplanıp sohbet edenler manasına gelen “ashab” kelimesiyle hitap edilmiş, Efendimiz s.a.v. de kendisini görüp, sohbetine katılan müminlere “ashabım” demiştir. Hz. Peygamber s.a.v. Efendimiz, mübarek hali, sözleri ve nazarlarıyla ashabını etkilemiş, onları sohbetle yetiştirmiştir. Kısa bir süre O'nun sohbetinde bulunmak, senelerce seyr u sülukla elde edilemeyecek mertebelere ulaşmaya vesile olmuştur. Efendimiz s.a.v.'den feyz almak isteyen Suffe Ashabı, gece gündüz Mescid-i Nebevî'de kalmışlardır. Tasavvuf erbabının sohbeti de böyle bir sohbettir. Onlar, irşad olmak için kâmil mürşidin sohbetine giderler. Kâmil mürşidler de onlara sohbet eder, ama bu sohbet çoğu kez sözle değil halle olur. İlim ve marifetin zirvesinde olan bu mübarek zatların yaptıkları sohbet, mesafe tanımaksızın hükmünü icra eder. Mıknatısın demiri çektiği gibi, dünyanın dört bir tarafından onların sessiz davetine koşan insanlar ıslah olup, hayata bakışları tamamen değişmiş olarak geri dönerler. Kâmil mürşidden aldıkları feyiz ve bereketle de kendi aralarında sohbete devam ederler. Sohbet ile vaazın farkı Dinî hakikatleri tesirli bir üslupla anlatma, cemaati kötülükten uzaklaştırıp iyiliğe sevk etmede vaaz ve sohbetin hedefi müşterektir. Fakat sohbette vaazdan farklı bir takım hususiyetler vardır. Bu hususiyetlerden bazılarını şöyle sıralayabiliriz: Sohbette sözlü eğitim ve öğretimin yanı sıra, hal eğitimi ve manevi yansıma da vardır. Kâmil insanların lafızları kadar nazarları ve halleri de son derece etkilidir. Sohbet vesilesiyle, onların ilâhi muhabbet ve marifetle dolu gönüllerinden ortaya çıkan üstün hal ve sıfatlar manen cemaate akseder. Çoğu zaman salikler bu tesiri lâtifelerinde açıkça hissederler. Böylece irşadın tesiri açıkça görülür. Sohbette belirli bir metod dahilinde Allah'a ulaşmanın en sağlam ve en kısa yolu anlatılır. Bunun için daha ziyade nefs, zikir, rabıta gibi tasavvufî konular üzerinde durulur. Ayet ve hadislerin yanı sıra, büyüklerin menkıbelerinin anlatılmasına önem verilir. Böylece muhabbet artar, ibret alınır ve anlatılanlar güzel örnekler olarak hatırda kalır. Sohbette, ayet ve hadislerin zahir manalarının yanı sıra iş'arî manalara da yer verilir. Böylece dinleyenler tasavvuf alimlerinin Kur'an ve Sünnet'ten çıkardıkları gayet ince ve lâtif hikmetlerle, geniş bir tefekkür ufkuna yükselirler. Sohbet vesilesiyle cemaat birbirinden görerek, yaşayarak, edep, erkân öğrenir. Dinî nezaket, sevgi, şefkat, hizmet, fedakârlık gibi olgun ahlâkî özellikleri içine sindirir. Kardeşlik duygusu pekişir. Sohbet erbabının ilmî seviyesi İnsanlara Allah yolunu gösterip, onları hak ve hakikate davet edecek olan sohbet erbabı, önce kendisini iyi yetiştirmelidir. Dinî tahsil görmemiş olsa bile, kitap, dergi gibi, ama doğru şeyler söyleyen metinler okuyarak kendini yetiştirmelidir. Bu sadece sohbet eden için değil, herkes için gereklidir. Özellikle akaid ilmi çok iyi öğrenilmelidir. Aksi halde din adına başkalarına bir şeyler anlatayım derken, hem kendisinin hem muhataplarının imanı tehlikeye girebilir. Bundan başka Arapça bilmese bile, Kur'an-ı Kerim'i düzgün bir şekilde mahreciyle okuyabilecek durumda olmalı, fıkıh ilmini asgari seviyede de olsa bilmelidir. Bunlar aslında farz-ı ayın olan ilimlerdir. Her müslümanın bilmesi gerekir. Tasavvufa gönül vermiş bir sohbet erbabının, tefsir, hadis, siyer, İslâm tarihi ile ilgili eserleri okuması; felsefe, mantık, sosyoloji, edebiyat gibi ilimlerden haberdar olması da faydalı olacaktır. Hususen tasavvufla ilgili belli başlı kaynak eserlerden hiç değilse birkaçını bitirmiş olmalıdır. Böylece kendi meselelerini kolaylıkla anlayacak ve anlatabilecek bir seviyeye ulaşmış olur. Hiç mektep-medrese bitirmeyen fakat düzenli olarak okuyan, sohbet dinleyen bir salik, ameli de ihmal etmemek kaydıyla, bir zaman sonra ilmî sohbetler yapmayı başarabilir. Seyr u süluk hususunda da gayretli olursa, ondan gayet şevkli ve muhabbetli sohbetler zuhur eder. Tahsil edilen ilim, ilâhi marifete, gönülde Allah sevgisini tutuşturmaya ve O'ndan korkmaya vesile oluyorsa gayesine ulaşmış demektir. Aksi halde, Kur'an'ın ifadesiyle “kitap yüklü merkep” olmaktan öteye geçilemez. Sohbete hazırlık Sohbet erbabı, İslâm'ın yüce hakikatlerini tebliğ etmekte ve aslında Allah ve Rasulü adına konuşmaktadır. Bu sebeple ağızdan çıkan her kelimeye dikkat etmelidir. Sözlerini Kur'an, Sünnet veya muteber Ehl-i Sünnet alimlerinin, sufilerin içtihatlarına dayandırmalı, kendi şahsi fikrine göre konuşmamalıdır. Herhangi bir konu etrafında hazırlık yaparken muteber kaynaklar seçmeli, aynı konuyu birkaç kaynaktan araştırmalı ve notlar almalıdır. Dinleyenler arasında tartışmaya, fitneye yol açabilecek mevzularda, iyice tetkik edip düşünmeden konuşmamalıdır. Hatip, sohbet esnasında kullanmak üzere şu unsurlardan faydalanır: Ayet ve hadis: Anlattığı konuyla ilgili ayet(ler) varsa bir veya birkaç tane nakletmeli ve bunları da yerinde ifade etmelidir. Ayrıca hadislerden de birkaç örnek nakletmelidir. Ancak mevzu (uydurma) hadislerden şiddetle kaçınmalı, sufi alimlerin sözlerini de hadislerle karıştırmamalıdır. Arapça bilmiyorsa, muteber meal ve hadis kitaplarından, tefsirlerden istifade etmelidir. Menkıbe: Sohbet esnasında menkıbe anlatarak konuya gerçek hayattan örnekler vermelidir. Menkıbeler, muhabbetin temini ve manevi bir atmosferin oluşması için faydalıdır. Kur'an ve Sünnet'te bu metod kullanılmış, geçmiş peygamberler ve ümmetlere dair birçok kıssa anlatılmıştır. Edebi eserler: Bostan ve Gülistan, Baharistan, Mesnevî gibi hikmet dolu eserlerde geçen hikayeler hitabet malzemesi olarak kullanılabilir. Dinî, hikmetli, ahlâkî ve tasavvufî şiirler de faydalıdır. Şiirler hatibe ilham, dinleyenlere heyecan kaynağı olur. Fakat sohbetteki lâtife, hikaye ve şiirler yerli yerince ve yeterince olmalıdır. Şahsi tecrübeler: Hatip kendini açıkça veya ima ile metheden beyanlardan kaçınmak şartıyla, bizzat yaşadığı tecrübelerden ve müşahedelerden cemaatine bahsedebilir. Güncel konular: Hatip, zamanın mühim hadiselerinden, yaşanan hayattan habersiz kalamaz. Aksi takdirde yaşanan gerçeklerle uyuşmayan, yol gösterici olmayan sözler sarfeder ki, bu da insanların işini zorlaştırmaktan başka bir şeye yaramaz. Görsel anlatım: Yeri geldiği zaman meselenin daha iyi anlaşılması için hatip, konuyu basit şekil ve grafiklerle izah etmeli, gerekiyorsa teknik imkanlardan da istifade etmelidir. Bir defasında Hz. Peygamber s.a.v. de yerde doğru ve kalın bir hat çizmiş ve “işte Allah'ın yolu budur” buyurmuşlardır. Sonra bu yolun sağını ve solunu eğik olarak kesen birçok çizgiler çizmiş, “bunlar da şeytanın yollarıdır, her yol ayrımına bir şeytan oturmuş insanları kendi yoluna davet ediyor” buyurmuşlardır. (Ahmed b. Hanbel) Sohbete manevi hazırlık Sohbet ve irşad erbabı olan hatip, her şeyden önce samimi olmalı, anlattıklarını yaşama gayreti içinde bulunmalıdır. Samimiyet olmazsa, anlatmadaki debdebe ve ihtişam hiçbir fayda vermez. Geçmişte ve günümüzde ateşli konuşan nice hatipler vardır ki, yaşayışları bozuk olduğu için insanlara tesir edememişlerdir. Kur'an-ı Kerim'de Şuayb Aleyhisselam'ın ağzından şu ifade nakledilir: “Ben sizi men ettiğim şeyde size muhalefet etmek istemiyorum.” (Hûd, 88). Başkalarına haramdır dediği şeyi irtikap etmeyi düşünen, farzdır dediği ibadeti yapmayan bir kimsenin sözlerinin tesir etmesi mümkün değildir. Sohbet erbabı, vird ve nafile ibadetlerle, yakınlık ve mana derinliği elde etmeye, kalbinin Allahu Tealâ'ya dönmesine gayret etmelidir. Hata ve günah işlediği zaman tövbe etmeli, himmet isteyip sağlam bir irtibatla sohbete başlamalıdır.

Feda Sohbet 2013